How altus looks like on a tablet

Sonuç Bildirgesi

8 Mart 2018 Şeker Zirvesi


ŞEKER ZİRVESİ 2018

“Milli Değer, Milli Gelecek”

08 MART 2018/ ANKARA

 

SONUÇ BİLDİRGESİ

 

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından düzenlenen Şeker Zirvesi“Mili Değer, Milli Gelecek”temasıyla 08 Mart 2018 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilmiştir. Sempozyumda ülkemiz kalkınmasında kilit bir rol üstlenen 25 kamu şeker fabrikasından 14’ünün özelleştirilme sürecinde bulunması sebebiyle ülkemiz şeker sektörünün mevcut analizi, dünya uygulamaları, ülkemiz avantajları, dezavantajları ve çözüm yolları, nişasta bazlı şeker ve sağlık boyutu, şeker sektörünün yeniden yapılanmasına hukuki bakış, sektörün sürdürülebilirliğini merkez alan yerli ve yerinde üretim modelini ortaya koymak ve istişare etmek üzere ortak bir konsensüs sağlanmıştır.

Şeker Zirvesi, Türkiye’nin çeşitli illerinden pancar üreticileri ve şeker sanayi mensupları, siyasi partiler, ilgili bürokratlar, sektörün paydaşları olarak Pankobirlik ve Şeker-İş Sendikası yetkilileri, ilgili akademisyenler ve basın mensuplarının katılımlarına ev sahipliği yapmış, zirve boyunca istişare edilen şeker sektöründe model arayışına ilişkin sonuç bildirgesi şu şekilde ortaya konmuştur:

·         Ülkemizde pancar şeker sanayinin kristal şeker ve bağlı yan endüstrileriyle birlikte oluşturduğu üretim, istihdam ve katma değerden gelen stratejik pozisyonu Türkiye’nin sosyal ve iktisadi gereksinimlerini karşılamak üzerine kuruludur. Şeker üretimini garanti altına alan endüstriyel bir yapının oluşturulması temel öncelik olmalıdır.

·         Pancar şekeri endüstrisinin çok katmanlı yapısı ve diğer sektörlerle yakın ilişkisi dolayısıyla şeker politikalarının oluşumunda üretim ve arz kontrolünün önceliği, üretimin sürdürülebilirlik ve yerel kalkınma hedefi doğrultusunda tasarlanmalıdır.

·         Ülkemizde şeker piyasasının kendine özgü yapısı ve özelliklerini dikkate alan bir yapıda işlemesi, şeker sektörünün tabanı geniş çok paydaşlı bir sektör olması münasebetiyle şeker fabrikalarının özelleştirilmesi sürecinden çıkarılarak çalışanların, üreticilerin ve kamunun da içinde bulunacağı bir yapılanma modelinin hayata geçirilmesi gereklidir.

·         Ülkesel sınırların ötesinde şekerde uygulanan koruma, önlem ve politikaların Türkiye açısından yansımalarının değerlendirilmesi gerekmektedir.

·         Özelleştirme kapsam ve programında olan kamu şeker fabrikalarının yeniden yapılandırılması çerçevesinde endüstriyel otomasyon, modernizasyon ve Ar-Ge yatırımlarının yapılması, insan kaynağı açısından takviye sağlanması aciliyet gerektiren temel konuları oluşturmaktadır.

·         Fabrika günlük işleme kapasitelerinin artırılması, yan ürünlerin değerlendirilmesi ile ilgili tedbirler alınmalı, pazar odaklı ürün ve arz stratejileri geliştirilmeli, tarımsal girdi temininde üreticiyi teşvik edici tedbirler ve muafiyetlerle koruyarak maliyetlerin düşürülmesine yardımcı olunmalıdır.

·         Pancarın tarımsal destekleme programı içine alınması, çiftçilerin işletme sermayesi ihtiyacı için finanse edilmesi, bölgesel teşviklerle çiftçi gelirlerinin standart hale getirilmesi ve genç çiftçilerin desteklenmesi yönünde kararların alınması desteklenmelidir.

·         Tarımsal kalkınma, gıda sanayi, petro-kimya sanayi, maya, kozmetik, ilaç endüstrilerinin yanı sıra alternatif ve temiz bir enerji kaynağı olan biyoetanol üretimi şeker sanayinin sebep olduğu dolaylı etkiler gözetilerek teşvik edilmeli, düzenleyici tedbirler alınmalıdır.

·         Türkiye’de tarımsal yapıda etkinliğin sağlanmasıyla gıda güvenliği sürdürülebilir bir şekilde iyileştirilmelidir.

·         Yerli C şekeri (ihraç şekeri) üretimi için Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ye külfet getirmeyecek ve tüm paydaşlarca üstlenilecek şekilde bir çözüm üretilmelidir. A kotasından aktarım yapılmadan, C pancarı ve C şekeri ürettirilmesinin yolları aranmalıdır.

·         Ülkemizde şeker ithalatına meydan verilmeden çözüm yöntemlerinin masaya yatırılması, dünya ticaretini takip ederek ihracat potansiyelimizin ortaya konması ve elzem atılımların hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.

·         Sağlıklı gıda üretimine olan talebin hızla yükseldiği, dolayısıyla organik gıda endüstri ürünleri üretiminin önem kazanmasıyla halk sağlığı açısından nişasta bazlı şekerler ve yüksek yoğunluklu tatlandırıcıların (YYT) sağlık boyutu dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de tartışılmaktadır. Bu sebeple Türkiye’nin sağlıklı gıda tüketimi için, sağlıklı şeker üretim potansiyelini her geçen yıl daha da daraltan NBŞ kotaları pancardan şeker üreten AB ülkelerinde uygulanan seviyeye indirilmeli, yüksek yoğunluklu tatlandırıcı ithalatının önüne geçilmelidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.